Prof Dr Kürşat Karacabey yazdı.
Uzun zamandır sosyal medyada yer alan sağlığı bozan ürünler ve bilindik ünlü süpermarketler zincirlerinde güvenerek aldığımız ürünlerin kimyasal katkılar taşıdığına ilişkin haberler üzerine bu konuda yazma gereği hasıl oldu.
Güzelim ülkemizde giderek artan sağlık sorunları, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: Türkiye’de gerçekten gıda güvenliği sağlanıyor mu?
Yurt dışına gönderdiğimiz bazı tarım ve gıda ürünlerinin, çeşitli kimyasal kalıntılar, pestisitler veya mevzuata aykırı katkı maddeleri gerekçesiyle geri gönderildiği yönündeki haberler kamuoyunda ciddi endişelere yol açıyor.
Peki, yurt dışından geri dönen bu ürünlere ne oluyor? Nerede, nasıl ve kim tarafından imha ediliyor? Aynı ürünlerin iç piyasaya sürülüp sürülmediği konusunda kamuoyu yeterince bilgilendiriliyor mu?
Bağımsız kuruluşların ve yetkili kurumların yaptığı denetimlerde limondan incire, zeytinyağından sucuğa kadar farklı ürünlerde insan sağlığını tehdit edebilecek uygunsuzlukların tespit edildiğine ilişkin haberler, çok daha ciddi ve şeffaf bir denetim mekanizmasına ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan bazı üreticilerin sorumsuzluğu ile denetim görevini gereği gibi yerine getirmeyenlerin ihmali, milletimizin sağlığını tehdit etmemelidir.
Artık hepimizin açıkça sorması gereken soru şudur:
Gıdamız ne kadar güvenli?
Soframıza gelen ürünler gerçekten denetleniyor mu?
Gıda ve temizlik ürünleri konusunda insanımızın sağlığını korumak için gerekli denetimler eksiksiz yapılıyor mu?
Bu mesele siyaset üstü, doğrudan insan sağlığı ve kamu güvenliği meselesidir. Devletin görevi; üreticiden tüketiciye kadar zincirin her halkasında etkin, bağımsız, şeffaf ve caydırıcı denetimi sağlamaktır.
Milletimizin sağlığı, üç kuruşluk kazanç uğruna feda edilemez.