İnsan yaşamında en önemli bilinç tarih bilincidir kanımca. Tarihe bakıldığında salt geçmişin değil, esas olarak içinde yaşanılan zamanın kavranması söz konusu olur. O nedenle, tarihten beslenmek, tarihi anlamak; geleceği kavramak ve geleceği inşa etmek yolunda muazzam olanaklar sunar.

-

Tarih bilinci, her şeyin bir başlangıcının ve sonunun olduğunu kavratır bize. Hiçbir şeyin ebedi olmadığı, ebedi düzenlerin bulunmadığı tarihin tahtasında apaçık yazılıdır. Tarihte, olmaz sanılan şeyler oluvermiştir. Gündemde olmayanlar aniden gündeme gelmiştir. Yıkılmaz sanılan rejimler bir anda tuzla buz olmuştur. Kımıldamaz sanılanlar görkemli şekilde ayağa kalkmışlardır. Tarih bilinci, bunu öğretir ve bunu benimsetir bize. Tarih bilincinin var olduğu yerde umutsuzluğa yer yoktur.

Kendinizi umutsuz mu hissediyorsunuz? Veya bir şeylerin değişmeyeceği duygusuna mı kapıldınız? Geçmişte ülkemizde, 15 ve 16 Haziran tarihlerinde gerçekleşmiş olaylara bakmanızı öneririm. Böylece, umutsuzluğun yerini heyecanın ve mücadele isteğinin alacağına eminim! Tarih bilinci canlandırır insanı.

Ne mi olmuştur 15, 16 Haziran tarihlerinde ülkemizde?

15-16 Haziran 1970, yani bu uzun iki gün; işçi sınıfımızın İstanbul ve Kocaeli illerinde varlığı ve hakları için ayağa kalktığı, sömürücülere meydan okuduğu, egemenlerin uykusunu kaçırdığı ve sokakları adeta zapt ettiği bir dönemdir. Sol çevrelerde dahi işçi sınıfının yok sayıldığı ya da yeterince önemsenmediği bir zamanda ve kendiliğinden gerçekleşmiştir bu kalkışma. Tarihi değiştirecek ve ülkenin kurtuluşunu sağlayacak sınıfın var olduğu gözlere sokulurcasına gösterilmiştir herkese. Umut veren, heyecanlandıran, geleceğe güvenle bakılmasını sağlayan bir ayağa kalkıştır yaşanan. 15, 16 Haziran 1970’te yaşananlar; ülkemizden de, işçi sınıfından da umudun kesilemeyeceğinin göstergesidir.

Unutmayalım, sömürü varsa karşısında ayağa kalkanlar da hep olacaktır!

16 Haziran 1919 var bir de tarihimizde. Ne mi o?

Yunanistan’ın sevgili ülkemizi işgaliyle birlikte, umutsuzluk ve güçsüzlük hissi de yayılmaktadır bir yandan. Lakin tarihte hep olduğu gibi işgale direnenler de vardır. Sevgili Aydın’ımız da Yunan işgali altındadır. Aydın’ın Sultanhisar İlçesinde Malgaç demiryolu köprüsünün yanında Yunan karakolu vardır. Ve işgalciler için kritik önemdedir. 16 Haziran 1919’da Yörük Ali Efe ve arkadaşları, anılan Yunan karakoluna bir baskın gerçekleştirirler. İşgalcilere, beklemedikleri bir anda büyük bir tokattır bu. Bu baskın, Kuvayı Milliye’nin Batı Anadolu’daki ilk başarılı silahlı direnişi olarak tarihte yer almıştır.

Unutmayalım, işgalciler varsa direnenler de olacaktır!

Tarih en umutsuz olduğu sanılan zamanlarda dahi insanların ayağa kalkmasının örnekleriyle doludur. Unutulmasın, karanlık varsa aydınlıktan yana olanlar da vardır. Yeter ki, tarihe sırt çevirmeyelim, tarih bilincimizi yitirmeyelim.

Dün ayağa kalktık, gene kalkarız!

Yaşasın 15, 16 Haziranlar.