İttihat ve Terakki’nin yöneticilerinden, Osmanlı Devleti’nin Sadrazam’ı, Türk askeri ve siyasi tarihinin sembol isimlerinden Enver Paşa, 1. Dünya Savaşı sonrasında gittiği Türkistan’da yeni bir ordu kurarak işgale karşı direniş başlatmak istiyordu.
Bir yandan Anadolu’daki gelişmeleri takip eden Enver Paşa, diğer yandan Türkistan coğrafyasını Rus işgaline karşı örgütlüyordu.

Enver Paşa, 4 Ağustos 1922'de bir Kurban Bayramı sabahı, bugün Tacikistan sınırları içinde kalan Pamir Dağları eteklerindeki Belcivan vilayetinin Çegan Tepesi'nde Rus Kızıl Ordu birliklerine karşı savaşırken şehit düştü.
Yerel Tacik halkı, Rusların naaşı kaçırmaması için, cenazeyi gizlice defnetti. Cenazenin defnedildiği yer 74 yıl boyunca büyük bir sır olarak saklandı. Cenazenin yerini bilen Talipşah ailesi, bu sırrı babadan oğula aktararak 1996 yılına kadar sakladı.
ENVER PAŞA İÇİN DUA ETTİ
Enver Paşa’nın naaşı 1996 yılında Türkiye’ye getirilirken, Pamir Dağlarının eteklerinde, Abıderya Köyündeki mezar, bir anıt olarak varlığını sürdürdü.
Aydınlı iş insanı Reşat Sinan, iş gezisi için gittiği Tacikistan’da Enve Paşa’nın izini sürdü.
Enver Paşa’nın anıt mezarı başında dua eden Sinan, Paşa’nın naaşını 74 yıl boyunca gizleyen Talipşah ailesinin üyeleri ile de sohbet etti.

“HAYATIMIN EN ÖNEMLİ GÜNÜ”
Aydınlı iş insanı Reşat Sinan o günü şöyle anlattı:
“Hayatımın en önemli, unutulmaz günlerinden birini yaşadım. Tacikistan’da, yıllardır geldiğim bu ülkede bir türlü fırsat bulamadığım ziyareti gerçekleştirdim. Tamamen taşlık, tozlu 38 kilometre süren yol ile dağın zirvesine ulaşıp çalılarla çevrili mezar yerine vardığımızda yaşadığım duygu yoğunluğunu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Mezarlarda kaide olmadığı için hangisinin Enver Paşa’ya, hangisinin ise yaveri Faruk efendiye ait olduğunu bilemedik. Orada yatan o dönemin silah arkadaşı Devletmendebi Paşanın mezarının bakımlı ve kaideli olmasına rağmen bizimkilerinin kimsesizler mezarlığında imiş gibi öylece bakımsız olması yüreğimizi burktu.
Dönüş yolunda karşılaştığımız çobanın babasının Enver Paşa’nın vurulduğunda yanında olan ve onu gömerek yıllarca ailesinden bile saklayan kişinin torunun oğlu olduğunu öğrenmemiz Allah’ın bize bir lütfuydu sanki. Bizi evlerine götürüp babası ile tanıştırdı ve babası da atalarından ona miras kalan bilgileri bizle paylaştı. Öylesine ki Enver Paşa’nın naaşı oradan alınıp İstanbul’a nakledilmesi sırasında yardımcı olmuştu. Onun paşanın kemiklerini mezardan çıkartıp bir torbaya koyup Türk yetkililere teslim ettiği anları anlatırken yaşadıklarımı anlatmam mümkün değil.
Naaşını 1996 yılında Türkiye’ye nakledilip devlet töreni ile İstanbul’da Abide-i Hürriyet tepesine defnedilmesini sağlayan dönemin Cumhurbaşkanı Sn Demirel’e şükranlarımı sunuyor büyük komutanımıza Allah’tan rahmet diliyorum. O sevapları ve günahları ile bu milletin büyük komutanlarından ve asil evlatlarından biridir. Ruhu şad olsun… Ne Mutlu Türküm diyene…”
Reşat Sinan, Enver Paşa ve yaveri Faruk Efendi’nin anıtı için mezar taşlarını yaptırma sözü de verdi.







