Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Didem Özhan, zedelenen menfaatle, elde edilecek menfaat arasında ciddi bir fark oluşacağını söyledi.
(Haber: Yusufhan Toraman)
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medenî Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın nafakayı “süresiz olarak” talep edebilmesine ilişkin ibareyi iptal etti.
4 Haziran 2026 tarihli karar, Resmî Gazete’de yayımlandı.
Uygulama, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Yeni uygulamayla, boşanan kişinin eşine ömür boyu ‘süresiz’ nafaka ödemesi engellenecek.
“HUKUK MANTIĞINA AYKIRI BİR KARAR DEĞİL AMA…”
Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Didem Özhan, Aydın Kulis’e yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
“Aslında hukuk mantığına aykırı bir karar değil ancak bu kararın gerekçesi, sadece ‘mali külfet yüklemesinin ağır ve ölçüsüz’ bulunması. Bunu çok uygun bulduğumu söyleyemeyeceğim. Kararın ülkemizin, toplumumuzun koşullarına uygunluğunun iyi irdelenmesi gerekir. Uygulamada yaratacağı zarar yeterince düşünüldü mü? Veya beklenen hukuki yararı sağlayabilecek mi? Kadına sağlanan hukuki yararı korumaya devam edebilecek mi? sorularıyla karşılaşırız. Bu bakımdan eleştirilerimiz var.”
“NAFAKA TAMAMEN ORTADAN KALKMADI”
Söz konusu karar, sadece eş için ödenen ‘yoksulluk nafakasını’ kapsıyor. Çocukların ihtiyaçları için ödenen ‘çocuk nafakası’ ise bu karardan etkilenmeyecek.
Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Didem Özhan, “Bu hükümle birlikte, Türk Medeni Kanununun 175’inci maddesinden ‘süresiz olarak’ ibaresi kaldırıldı. Kesinlikle nafaka tamamen ortadan kalkmadı. Medeni kanunumuzda iki tür nafaka var. Birincisi yoksulluğa düşecek olan eş için yoksulluk nafakası. İkincisi de çocuğun bakımı için ödenen, halk arasında çocuk nafakası olarak geçen iştirak nafakası. Söz konusu karar, boşanılan eş için ödenen yoksulluk nafakasını kapsıyor” dedi.
“ZEDELENEN MENFAATLE, ELDE EDİLECEK MENFAAT ARASINDA FARK GÖRÜYORUM”
Kararın toplumun ekonomik koşulları ve kadınların çalışma hayatındaki durumları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özhan, şunları söyledi:
“Toplumumuzdaki ekonomik derinlik, kadının ekonomik bağımsızlığını noktasındaki sıkıntılar, istihdam sıkıntısı, eşit ücretle çalıştırılmaması, aynı şekilde iş gücü olarak çalışmasa da ev içi hizmetinin karşılığını görememesi gibi durumlar mevcut. Bu şekilde zedelenen menfaatle, bundan sonra uygulanacak olan hükümle elde edilecek menfaat arasında ciddi bir fark görüyorum. İkisini ölçülü ve orantılı görmüyorum.”
“DOĞRU BİLGİ İÇİN HER ZAMAN UZMANA BAŞVURUN”
Yeni uygulama nedeniyle mağdur eşin boşanma fikrinden uzaklaşabileceğini, bunun da daha büyük mağduriyetler yaratabileceğini savunan Avukat Didem Özhan, “Zaten çok zor karar verip uygulamaya geçen kadın eşin, yani dezavantajlı tarafın biraz daha gözü korkacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken objektiflik. Eksik bilgi, kirli bilgi, yanlış bilgi çok hızlı yayılmaktadır. Mağdur olmamak için bir avukattan danışmanlık almak fayda sağlayacaktır. Maddi gücü olmayan vatandaşlarımız için baroların kadın hakları komisyonları ve adli yardım merkezleri görevinin başındadır” ifadelerini kullandı.




