Holdingleri devletleştirecek işçi sınıfımıza selam!

Dünyadaki tüm zenginliği üreten sınıfın, işçi sınıfının; birlik, mücadele ve dayanışma günü, 1 Mayıs.

Abone Ol

Peki, kime karşı birlik olacak işçi sınıfı? Asıl kime karşı mücadele edecek?

Sayısız cevap verilebilir bu soruya. Savaşa karşı, yoksulluğa karşı, gericiliğe karşı, zorbalığa karşı, tek adam rejimine karşı…

Lakin, bu yanıtlar doğru olmakla birlikte asıl cevabı gizlerse ya da önemsizleştirirse işçi sınıfının sömürüsü devam edecektir hep. Başka anlatımla, işçi sınıfını sömüren patronların düzeni kapitalizme karşı mücadele merkeze alınmazsa savaşa, gericiliğe, zorbalığa karşı mücadele zafere ulaşamaz. Savaşların, yoksulluğun, gericiliğin, tek adam rejiminin kaynağında da holdinglerin egemen olduğu kapitalist düzen vardır çünkü. İşçi sınıfının sömürüsünün kaynağında da aynı düzen yatar.

Öyleyse kapitalist düzene karşı olmadan işçi sınıfının çıkarları korunabilir mi? Dahası, emeğin sömürüsünü kaçınılmaz olarak yaratan kapitalizmi aşma hedefi olmayanın işçi sınıfından yana olması mümkün müdür?

Can alıcı ve mutlaka yanıtlanması gereken sorulardır bunlar.

Emeğin ve işçi sınıfının gerçek dostları bu sorular karşısındaki konumlanışa göre ortaya çıkacaktır.

1 mayıslarda herkes, iktidar partisi de dahil olmak üzere; emeğe saygılı olduklarından, emeği kutsal gördüklerinden bahsederler!

Emeğin sömürüldüğü, sömürü üzerinden bir avuç şirketin inanılmaz servet biriktirdiği bir düzende emek yüce ya da değerli olabilir mi?

Yok öyle yağma! Ülkenin kaymağını yiyen holdingleri devletleştirmeyi açıkça dillendirmeyen, böylece sömürünün kaynağını kurutmayı hedeflemeyen hiçbir siyasi akım ya da kişi emeğin ve işçi sınıfının dostu olamaz.

İşçi sınıfının çıkarlarını savunmak, toplumsal mülkiyeti savunmaktan geçer. Bankalar, madenler, enerji tesisleri, fabrikalar vs. özel şahıslarda olacak, sonra da emeğin çıkarları korunacak! Öküzün altında buzağı aramaktır bu.

Ya da ABD’den dünyaya demokrasi getireceğini beklemek gibi bir şeydir! Kendimizi kandırmayalım.

İşçi sınıfı tüm zenginliklere el koymalıdır. Başta da siyasi iktidara. Çünkü patronların, holdinglerin iktidarda olduğu bir düzende yaşıyoruz. Tek adam ya da AKP iktidarı temsilcidir sadece. Unutmayalım, holding düzeninin temsilcisi sadece AKP iktidarı değildir. Öyle olsaydı işçi sınıfının işi kolay olurdu kuşkusuz. Emeğin dostu gözüken, lakin sermaye egemenliğini açıkça savunan sayısız siyasi kuruluş var. Tekrar vurgulayalım, holdingleri devletleştirmeyi programına almayan hiçbir siyasi akım ya da kişi işçi sınıfının çıkarlarından yana değildir.

İşçi sınıfının kurtuluşu, özel sektörden değil; toplumsal mülkiyetten, zenginliklerin devletleştirilmesinden geçer. İşçi sınıfının kurtuluşu, ülkemizin kurtuluşudur; karanlığın, çürümenin, adaletsizliğin son bulmasıdır.

Holdingleri devletleştirecek, tarikatları dağıtacak Türkiye İşçi Sınıfına selam.